ERDEM SAKER: “Hizmetlerimde hiç pişmanlığım yok“

Görev yaptığı dönemde Bursa adına önemli yatırım ve hizmetlerde imzası olan Büyükşehir eski Belediye Başkanı Erdem Saker, yaptığı hizmetlerde hiçbir pişmanlığının olmadığını söyledi.

 ERDEM SAKER: “Hizmetlerimde hiç pişmanlığım yok“
Bugünden düne baktığımızda kente damgasını vuran başkanlardan biri olarak görüyoruz Erdem Saker’i. 1994-1999 yılları arasında Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunda oturan Saker, oturmak derken o lafın gelişi, dünyadaki yerel hizmet politikalarını yakından takip ederek Bursa’ya önemli kazanımlar sağlamış. Bursaray’ın, “kentin anayasası” olarak nitelendiren Bursa 2020 Çevre Düzeni Planı’nın temelleri O’nun döneminde atılmış bugün hala Bursalıların uğrak noktalarından olan Botanik Park ve Hayvanat Bahçesi O’nun çabalarıyla hayata geçmiş yine otobüs terminali, geri dönüşüm, arıtma tesisleri, çöpten elektrik üretilmesi gibi modern dünyanın elzem haline gelen hizmetleri O’nun başkanlığında kentliyle buluşmuş. Birçok hizmeti için “iyi ki yapmışım” diyen Saker, siyasete dönmeyi düşünmüyor ancak bir Bursalı olarak elbette ki kente dair her şeyi yakından takip ediyor.
Saker ile dünün ve bugünün hizmet anlayışını keyifli bir sohbette irdeledik. - Şu sıralar Erdem Saker neler yapıyor? Bademli’de bir yerleşim projesinin koordinatörlüğünü yapıyorum. Sabah saat 7:30’da güne başlıyorum. Akşam saatlerine kadar dışarıdayım. Kızımın bir anaokulu var. Onu da her gün işe bırakıp, akşamları da alıyorum.

- Bursa göç nedeniyle her yıl büyüyor. Ulaşım bu anlamda kent için büyük sorun. Şu anda yapılan hizmetlerin bu sorunu çözeceğine inanıyor musunuz, neler yapılabilir?
Ulaşım konusunda Bursa halkının ulaşım düzenini değiştirmesi lazım. Örneğin ben, kent merkezine arabamla gitmiyorum. Bursaray’a biniyorum. Osmangazi istasyonunda inip, tramvaya biniyorum. Şehir merkezinde işimi bitirdiğimde yeniden Şehreküstü’den Bursaray’a binerek, arabamı bıraktığım istasyonda iniyorum. Arabamı alıp, eve gidiyorum. Bugün dünyanın tüm büyük kentlerine bakın, düzen böyledir. New York belediye başkanlığı yapan Micheal Rubens Bloomberg ulaşımda böyle bir düzen değişikliği yaptı. New York’ta Manhattan adasına her sabah 3,5 milyon insan geliyor ve akşam dönüyor. Bu insanların 2 milyonu toplu ulaşım araçlarını kullanıyor ve bisiklete biniyor. Bu düzenle nüfus hareketlerini rahatlattılar.

- Bizim altyapımız buna uygun mu?
Bursaray’ın buna uygun altyapısı var. Ama biraz halkın da böyle bir düzene destek olması lazım. Biz Bursaray’ı planlarken ana sistem şuydu; Bursaray ana hat olacak ve diğer hatlar Bursaray’a dik çalışacak. Bugün bu düzen kurulsun, şehirdeki trafik yükü büyük ölçüde rahatlar. Bursaray’a dik hatlar ve ana istasyonlara da otopark yapılmalı. Bakın Bremen’de havaalanında iner, kaç tane bavulunuz olursa olsun, insanlar sizi sabırla bekler, kapısından tramvaya binersiniz. Yine Bremen’in dışında oturuyorsanız son tramvay durağına gelip, tramvay bileti alıp, arabanızı otoparka bırakırsınız. Sarınım 5 saat içinde işinizi bitirirseniz de otopark ücreti ödemezseniz. İşte bu düzenlerin kurulması lazım ve halkın da bunu benimsemesi lazım. 



- Otopark ücretleri kentimizde sıkıntı yaratıyor mu?
Atatürk Caddesi’nde otopark ücretleri yüksek ama doğru bir uygulama. Ancak öte yandan az önce de belirttiğim gibi ana istasyonlarda, Emek, Arabayatağı, Gürsu, Kestel gibi, büyük otoparklar yapılmalı ve otoparka da Bursaray biletiyle girilmeli ve bedava olmalı. Ben bu konuyla ilgili önerilerimi kentimizin haftalık ekonomik gazetesindeki köşemde de sürekli yazıyorum. Ancak bu konuda en önemli şey böyle bir düzeni halkın talep etmesi, benimsemesi ve başkanın yanında durmasıdır. Başkan siyasi bir kişilik dolayısıyla bazı uygulamalarda çekinebilir bu yüzden halkın talep etmesi çok önemli.

İş çıkış saatlerinde yaşanan yoğunluk da insanları özel araçlarını kullanmaya itiyor… Dünya kentlerine gidin oralarda hiç servis aracı göremezsiniz. Herkes toplu ulaşım araçlarıyla gidiyor ve ulaşım ona göre planlanıyor. Bu yoğunluğu önlemek için fabrika ve okul çıkış saatleri düzenlenebilir. Bunların hepsi de kent yöneticileri ile halkın kol kola girmesiyle olur.


- Şehirlerarası ulaşıma da değinelim. Bursa’nın sürekli gündeminde olan havaalanı konusu var. Yenişehir neden bir türlü aktif bir şekilde kullanılamıyor? İşadamlarımız dünyayı geziyorlar. Hangi kentin içinde havaalanı var?

Dünyada havaalanlarından şehre uzaklık en az yarım saat. Örneğin Japonya’da bir kentte havaalanından şehir merkezine bir saatte gitmiştik. BTSO bir ara koltuk garantisi vererek bir kampanya başlatmıştı ama devamı gelmedi. Şikayet etmeyeceksin, sahip çıkacaksın! İşadamları ne olurdu sanki Frankfurt’a bir aktarmayla gitselerdi. Yenişehir, 40-45 dakikadan daha az sürüyor.

- Hızlı tren konusunda neler söyleyeceksiniz?
Türkiye’de bir yanlışlık yapıldı. Atatürk döneminde raylı sistem öndeydi. 1950’li yıllara kadar demiryolu önemini korudu. Türkiye Kore Savaşı’na asker yolladı. Ardından ABD yardımı geldi. O dönemde bir kırılma yaşandı. Ama tabi bunun ardında gelişen dünya otomobil sanayisi ve yeni pazarlar açma isteği de var. Böylece demiryolu ikinci planda kaldı ve karayolu yapımına geçildi. Modern ülkelerde demiryolları yine önde gidiyor. ABD’de karayolu ve havayolu ön plandaydı 3. sıradaydı demiryolu ama artık demiryolu da ön plana çıkıyor. Bursa bir sanayi kenti ve demiryoluyla her yere bağlanmalı. Bursa hızlı trene kavuşmalı.

- Son dönemde belediyeler kentsel dönüşüm projeleriyle ön plana çıkmaya başladı. Siz kentsel dönüşümü nasıl tanımlıyorsunuz?
Bizim gibi hızlı göçlere maruz kalan büyük kentlerin sorunu yerleşim oluyor. Türkiye’nin ilk organize sanayi bölgesi Bursa OSB’dir. Orayı kuranlar bölgenin göç alacağını düşünerek sanayi bölgesinin karşısında 1050 konutları oluşturdular. Ana fikir bu anlamda sağlamdı. Ancak göç o kadar hızlı oldu ki ne yerel yönetimler ne de ekonomi bu sürece yetişemedi. Gelenler istediği gibi hareket etti, plansız ve kaçak yapılaşma ortaya çıktı. Bu yapılar mühendislik açısından da riskli yapılar. Kentsel dönüşümü ben kentlerin bir düzene girmesinin yolu olarak düşünüyorum.

- Devlet eliyle mi özel sektör tarafından mı yapılmalı kentsel dönüşüm?
TOKİ ya da özel sektör önemli değil. Önemli olan kentin yapısına uygun kentsel dönüşüm. Bugün TOKİ deyince akla Doğanbey geliyor. Tip projeler değil, kentin yapısına uygun özel projeler yapılmalı kentsel dönüşümde. Kentsel dönüşümün yapılacağı alana göre proje hazırlanmalı.



- Bursa 2020 Çevre Düzeni Planı ile ilgili neler söylersiniz?
Bu planı, benim dönemimde çıkardık. Büyükşehir hudutları o zaman geniş değildi. Sadece Osmangazi, Nilüfer ve Yıldırım’ı kapsıyordu ama etkileşim alanımız bu hudutlarımızın dışındaydı. Planı, etkileşim alanımızı kapsayacak şekilde yapmalıydık. O dönemde İmar ve İskan Bakanlığı çok anlayışlı oldu. Teknik heyetiyle birlikte çalışmalar yürüttük. Planlar ana hatlarıyla ortaya çıktığı zaman biz bunları BTSO başta olmak üzere birçok STK’da anlattık. Fikirler aldık. Planların, büyükşehir hudutları içinde olanlarını büyükşehir meclisi, dışında kalanlarını ise bakanlık onayladı ama plan bir bütündü ve bu plan kentin anayasası olarak nitelendirildi. Plan içinde korunacak tarım alanlarının sınırları çizildi. Sanayi, yerleşim yerleri belirtildi. Ama “ne yazık ki o anayasa yırtılıp atıldı. Öylesine yırtılıp atıldı ki Barakfakih; belde belediyesiyken sulama kanalları sökülüp, sanayi bölgesi kuruldu. DSİ Çalı, Kayapa, Hasanağa’da baraj yaptı. Hasanağa’nın sulama alanları vardı. Ancak Çalı ve Kayapa’da sulamalar yapılamadı. Bursa’nın en güzel meyvelerinin yetişeceği alanlardı bunlar hepsi sanayi alanı oldu ve göletler öylece duruyor.

- Hizmetler noktasında çoğu zaman yerel yöneticilerle çevreciler karşı karşıya geliyor? Bu böyle mi olmalı?
Çözüm yaratacaksınız. Çevreyi koruyan hizmet yapacaksınız. Sana kimse yerleşim yapma ya da fabrika kurma demiyor. Bursa OSB için yer aranırken DSİ sanayi bölgesinin kurulması için mevcut yeri önermişti ben de o dönem DSİ’de mühendistim. Çünkü o alan üçüncü, beşinci sınıf tarım alanıydı. Benim dönemimde de Ertuğrulkent kuruldu orada da tarım yapılmıyordu. Bugün gerek DSİ gerekse Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın elinde Türkiye’nin toprak kalitesini gösteren haritalar var ve nerede ne olduğu belli.

- Bu hususta kimin suçu var?
Yerel yönetimlerin de müteşebbislerin de suçu var. Örneğin Batı OSB projesi. Fevkalade yanlış çünkü projenin yapılacağı yer Türkiye’nin değerli tarım alanları. Buralarda akılcı hareket etmek lazım. Bir de bu tür yatırımların hedefi hizmeti ortaya çıkarmak olmalıdır. Araziye yapılan yatırımdan para kazanmak olmamalıdır. Rant olmamalıdır. Rahmetli Semih Pala’nın bu konuda tespitleri var. Mevcut OSB’lerde binlerce altyapısı hazır alanlar var. Bunlar varken yeni bir sanayi bölgesi kurmanın ne anlamı var?

- Konusu açılmışken, Kent Konseyi’ne de değinelim. Yerel gündem 21 oluşumundan söz edelim. Bursa Kent Konseyi görevini yerine getiriyor mu? Ve başkanlar kent konseyi kararlarına riayet ediyorlar mı?
Yerel Gündem 21 benim dönemimde kuruldu. O zamanlar yerel yönetimler yasasında yoktu böyle bir şey. İlk defa İzmir’in ilçe belediyelerinden birinde kuruldu böyle bir oluşum. Sonrasında Bursa olarak biz kurduk. Bizim şöyle bir maddemiz vardı; kent konseyi (Yerel Gündem 21) eğer herhangi bir konuda bir karar alırsa kent konseyi başkanı, ki bizim zamanımızda kent konseyi başkanı büyükşehir belediye başkanıydı,  bunu belediye meclisine götürür. Ama büyükşehir belediye meclisi siyasi bir oluşumdur orada bu karar tartışılır ve kabul edilmeyebilir. 
Kent konseyi halkın görüşünü belediye meclisine aktaran bir köprüydü. Bu madde hala yönetmelikte var. Şimdi de kent konseyi görevini yerine getiriyor. Rahmetli Semih Pala da bu anlamda önemli çalışmalar yaptı ve bir sürü 
çalışma grubu oluşturuldu. Belediye başkanlarının kent konseylerinin bu karar ve görüşlerini değerlendirmesi, kulak kabartması onların da kentin de lehinedir. Kent konseyleri bugün demokrasinin ana organlarından biridir. Ve onları her zaman ayakta tutmak lazımdır.

- Geri dönüşüm şu anda yerel yönetimlerin gündeminde. Sizin zamanınızda bu anlamda önemli adımlar atıldı. Sizin hizmet döneminizden bu yana ne kadar yol kat edildi?
Geri dönüşüm bugün kapsamlı bir şekilde yapılıyor. Bu konuda da halka düşen önemli görevler var. Ben küçük bir kağıt parçasını bile çöpe atmıyorum, ayırıyorum. Herkesin bu alışkanlık içinde olması lazım. Bugün geri dönüşümde geri dönüşecek maddeler ayrı diğerleri ayrı toplanıyor. Bursa’nın çöp gömme alanı çağdaş bir alan. Çöp depolanacak yer, kille kaplanır ve sular yeraltına geçmez. Çöplerin üzeri yine kille kaplanır ve borular çakılarak metan gazı dışarıya bırakılır. Şimdi bu metan gazından enerji üretme söz konusu. Benim dönemimde bu, gündemdeydi ama şimdi unutuldu. Demirtaş çöplüğünü düzeltmiştim, Recep Altepe iki sene öncesine kadar orada enerji üretiyordu. Ama bunun tüm alana yayılmış bir santral olması lazım. Özel sektör de bu işin içinde. Dünyada bu konuda başka gelişmeler de var. Örneğin kolay geri dönüşemeyecek maddeler yakılarak enerjiye dönüştürülüyor. Bu hususta baca filtreleri konusunda çok hassasım. Hep örnek veririm; Viyana Üniversitesi’nin kapısında çöpten enerji üreten bir santral vardır ve bacadan sadece buhar çıkar. İsveç geri dönüşümde çok önde. Hatta çöp ihraç ediyor. Bu bilincin çocuk yaşta edinilmesi sağlanmalı. Etrafımızı temiz tutmak da bizim elimizde.

- Bursa için son dönemde turizm potansiyelinin ortaya çıkarılması için çabalar var. Bu anlamda atılan adımları nasıl değerlendiriyorsunuz? Neden beklenen çıkış yakalanamıyor?
Bence turizmciler dünyadaki turizm hareketlerini iyi takip etmeli ve bunun gereklerini yerine getirmeli. Gelen turistin Bursa’nın özelliklerini ortaya çıkaran program içinde gezmesini sağlamak lazım. Tarihi şehir Bursa diyoruz. Hisar içine gidiyorsunuz tüm yollar asfalt kaplanmış. Tarihi binalar yıkılıp, 4 katlı binalar yapılmış. Böyle olmaz. İtalya’nın bir kentine gidin her şey orijinal, olduğu gibi kalmış.  Tıpkı Cumalıkızık gibi… Tarihi yerler böyle kalmalı. Termal turizm de Bursa için önemli. Yeni adımlar atılıyor bu konuda. Bursa’nın termal turizme dört elle sarılması ve yatırımcılara destek olması gerekir. Sıcaksu bölgesinde termal turizm projesinin ilk aşaması başlayacak. Termal turizm önemli bir alan.  Avrupa’nın çoğu yerinde önemli bir ekonomik girdi sağlıyor. Yine kongre turizmi önemli. Bunun da gerekleri ortaya konmalı. Merinos AKKM güzel bir tesis ancak Merinos’u kucaklayacak turizm halkaları olması lazım. Uluslararası kongre kapmak ve uluslararası kongre düzeni kurmak lazım.  Bu türde kongreleri almak zordur; tıpkı olimpiyatları almak gibidir. Lobi çalışması bu konuda şart ve tüm kentin bu konuda işbirliği yapması lazım.



- Sizin döneminizdeki belediyecilik hizmet anlayışı ile bugünkü hizmet anlayışı arasında fark var mı?
Anlayışın ötesinde şöyle bir durum var; bizim dönemimizde ayda 500 milyon gelirimiz vardı. 380 milyon lirasını sabit giderler, personel diğer masraflar oluştururdu, 120 milyon lirasıyla yatırım yapıyorduk. Şimdi öyle değil. Çok büyük bir kaynak var. Öte yandan merkezi İstanbul’da olan ancak Bursa’da üretim yapan fabrikaların vergilerinin kentimize getirilmesi lazım. Benim dönemimde bu konuda bir girişim başlatmıştık ve paranın Bursa’ya gelmesini sağlamıştık, bu konuda böyle bir düzen kurulması gerekiyor. 

- Maddi kaynakların gerçekten kentin yararına kullanıldığına inanıyor musunuz?
İsraf var evet. Bursa’nın gerçek ihtiyaçları sıralanıp, ona göre yatırım yapılmalı. - Eski stadyumun yerinde ne olacağı tartışılıyor. Siz bu tartışmaların neresindesiniz? Tam da içindeyim. Mecliste de söyledim. Eski stat yıkılmamalı. Sivilay’ın üyesiyim ben bunu orada da konuştuk. Ama “olmazük”ü de kabul etmiyorum. Orada hem stadyum hem meydan olur. O stadyum yıkılamaz. Çünkü Haşim İşcan’ın yaptığı bir eserdir. Stadyum yapılırken biz evlerde çay içemiyorduk. Harpten çıkmıştık çünkü. Çorba içiyorduk, çay büyük bir lükstü. O dönemde Haşim İşcan devlet hastanesini, stadyumu ve şu an Osmangazi kaymakamlığı olarak kullanılan ilkokulu, Uludağ sanatoryumunu yaptı. Atatürk Stadyumu eski orijinal haline getirilip, kapalı spor salonu ve yüzme havuzunun yıkılıp, halka açılmalı. Konserler, toplantılar orada yapılmalı. Kültürpark ile bütünleşmiş bir meydan. Bu önerimiz Başkan Altepe’nin de hoşuna gitti.

- Görev başındaki belediye başkanlarının performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
O değerlendirme halka ait. Herkes inanıyorum ki gece gündüz çalışıyor. Kendimden biliyorum o görevi yaparken gece uyuyamazsınız. Herkesin de öyle olduğunu düşünüyorum. - Geçmişe dönük baktığınızda eleştirdiğiniz ya da iyi ki yapmışım dediğiniz projeler neler? Hizmetlerimde hiç pişmanlığım yok. Bursa’nın büyük ölçüde altyapısını yaptık. Ben, Soğanlı parkını yapan başkan olarak tanınıyorum. Görünürde güzel bir eser. Hayvanat bahçesi yaparak Bursa’yı modern kentlerle bütünleştirdik. Birçok hizmetim için ‘iyi ki yapmışım’ diyorum.

- Siyasete yeniden dönmeyi düşünüyor musunuz?
1999 yılında ben o defteri kapadım. Ama Bursalıyım. Bursa’da görevime devam ediyorum. Geçen dönem Recep Altepe’yi tebrik etmeye gittim ve ‘hayvanat bahçesini tamamlamaya var mısın’ dedim. Ben Başkan’ın danışmanı değilim, hayvanat bahçesinin gönüllü danışmanıyım. - Son olarak eklemek istedikleriniz… Halk olarak çağdaş yaşama ayak uydurmak lazım. Yerel yönetimlerin uygulamalarını benimsemek, uygulamalarına yardımcı olmak, akıl edemediklerini de istemek lazım. Bunun en önemli mekanizması da kent konseyleridir. Bu oluşumların etkin bir şekilde sürdürülmesi lazım. 
Güncelleme Tarihi: 13 Ocak 2016, 22:57

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER